Dünya üzerinde yaşayan toplumlar hiç şüphesizdir ki ; varolmalarını ekonominin yanısıra kültür değerlerine ve tabiat varlıklarına borçludurlar. Milletlerin, Ulusların ve Toplumların yaşamlarında Kültürün önemli olduğunu bilmenin şuuru ile kendi kültürümüzün ve sanatımızın engin güzelliklerle dolu eserlerini kelimelerle anlatamayacağımızı düşünürsek ; TRT HD Semtler ve Suretler proğramı sunucusu Sn. Ayşe Korkmaz Beykoz ilçesini işlerken Sedefhane Sanat Atölyesini ziyarete gelerek röportaj yapmışlardır. Bundan mütevellit kendilerine ve Kurumlarına müteşekkiriz.

Sedefhane Sanat Atölyesi
Erdoğan & Serhat BAYDAR

08.06.2015 Tarihinde TvNet Trendler adlı proğram Çekim ekibini Sedefhane isimli  Atölyemizde ağırlamaktan son derece memnun olduk. Sedef ve Sedefkarlık üzerine yapmış olduğumuz röportaj çekiminde  Proğram Sunucusu Sn.  Avniye Genç, Proğram yapımcısı Sn. Nagihan Tezgiden ve diğer Kamera, Kamera arkası çalışan arkadaşlarımızada müteşekkiriz. Proğram 12.07.2015 ve 18.07.2015 Tarihlerinde Tvnet Trendler adlı proğramda yayınlanmıştır.

 

__________________________

Usta ellerden sedef süslemeciliği

Okyanusların derinliklerindeki deniz kabuklarından çıkan sedef, yüzyıllardır usta ellerde çeşitli objeleri süslüyor.

Sedef yüzyıllardır usta ellerde işlenerek çok geniş bir alanda süslemecilik için kullanılmış. Sabır isteyen bu sanatı günümüzde devam ettiren sedefkarlardan biri de Erdoğan Baydar.
Sedef ustalığını ünlü sedefkar Nerses Semercioğlu’ndan öğrenen Baydar, sedefçiliğe nasıl başladığını ve sedefçiliğin inceliklerini anlattı.
Baydar, sedefin çok özel bir malzeme olduğunu dile getirerek, bazı denizlerde inci yetiştiren kabukların sedef süslemeciliğinde kullanıldığını söyledi.
Sedefçiliğin uzun soluklu, sabır gerektiren bir meslek dalı olduğunun altını çizen Baydar, gençlerin bu sanata ilgi duyduğunu ve bundan mutluluk duyduğunu belirtti.

30-05-2012

  AA Haber Ajansı haberi.

 

__________________________

20.11.2009 Dost Beykoz Gazetesi

Beykoz’un yeni sanatı Sedef Kemençesi 

Bir zamanlar birçok sanat dalına ev sahipliği yapan Beykoz’da artık sedef kemençesi üretiliyor. 

Dost Beykoz Gazete resmi 2

İstanbul’un, birçok sanat dalını bünyesinde barındıran ilçesi Beykoz’da artık sedef kemençesi üretiliyor. 1953 yılında İstanbul’un Fatih İlçesinde doğan Erdoğan Baydar, Korubaşı’ndaki küçük atölyesinde oğlu, Serhat’la birlikte hem kemence üretiyor, hem de icra ediyorlar.

İlköğretim ve lise eğitimini Fatih’te tamamlayan Baydar, her birçok Anadolu çocuğu gibi Yüksek eğitimini yarıda bırakmış. Bu süreçten sonra iş hayatına atılmış, bir taraftan da aileden gelen sanatsal faaliyetlere ilgi duymuş. Sanatsal alanda ise Musikiyi tercih eden Erdoğan Baydar, sedef kakmacılık ustası Merses Semercioğlu ile çalışmaya başlamış.

Dost Beykoz Gazete resmi 1

Zincirlikuyu Kapalıçarşı’da ufak bir atölyede çalışmaya başlayan ve sanatsal faaliyetlerine 1974 yılından beri ev ortamında da devam eden aile, kendine mekân olarak Beykoz’u seçmiş.

Beykoz Korubaşı’nda kiraladığı küçük atölyesinde faaliyetlerine devam eden Erdoğan Baydar, 7 ay önce gelmiş olduğu Beykoz’u ise şöyle anlattı.

Bu sanattan ekonomik amaç mı güdüyorsunuz?

Hayır… Ekonomik amaçlı bu işi yapmıyoruz… Benim amacım oğlumla birlikte,  kendimize zemin hazırlayabilirsek bir sergi açmak. Neden Beykoz’u seçtiğimize gelince, çok sevdiğimiz bir ilçe. Biz İstanbulluyuz ve İstanbul’un her semtinin ayrı bir güzelliği var. Ayrıca incelediğim kadarıyla tarihte Beykoz’da da ahşap oyma sanatı icra edilmiş.

Dost Beykoz Gazete resmi 4

Beykoz’da sanatsal faaliyetlerin yoğunlaştırılması gerektiğine inanarak, kaybolmaya yüz tutmuş keşfedilmemiş mekânlar var. Bence, burada böyle bir mekân tahsis edilebilir genç nüfusun yoğun olduğu Beykoz’da gençler rahatlıkla bu işlere yönlendirilebilir.

Bu iş ticari amaçlı da yapılabilir.

Sedef sanatı konusunda demiyorum ama kemençe bugün konservatuarlarda üretiliyor. Saz yapımı bölümünde hocalar ve öğretmenler tarafından kemençe üretimi yapılıyor. Okulu bitirip bu işi ticari amaçlı yapan arkadaşlarımız var.

Biz bu işin daha çok sanatsal yönüyle ilgileniyoruz. Nasıl daha estetik ve ilgi çeken ürünler üretiriz ona bakıyoruz. Şuanda eksiklerimizi toparlamaya çalışıyoruz… Ahşap, sedef, fildişi, kemik gibi malzemeleri temin etmeye çalışıyoruz. Ürettiğimiz sazlara bu malzemeleri işlediğimiz zaman ayrı bir özellik katıyoruz.

Dost Beykoz Gazete resmi 5

Desenleri siz mi çıkarıyorsunuz?

 Tamamen sizin tasarımınıza kalmış bir şey. Herhangi bir kemençeye kemikte işleyebilirsiniz kaplumbağa kabuğu da işleyebilirsiniz.  Tabii şimdi bunların avlanması yasak bizimde çok eskilerden elimizde kalan ve ustamdan kalan malzemelerim.

Bu sazı icra edenlerin sayısı sizce yeterli mi?

 Konservatuarda bu konuda yeni yetişen gençlerimiz var. Her bölgede, ilçede Türk Musikisine yönelik kurulmuş dernekler var.

Beykoz’da Türk Musiki Derneği ve Beykoz Trakyalılar Derneği var. Ben inanıyorum ki Türk Musikisinde bu saz hakikaten oturaklı hakkı verilen bir saz. Bu sazı sevdiren duayenler de var. Mesela; İhsan Özgen, Ahmet Kadri Rizeli, Cüneyt Orhon gibi dev isimler mevcut. Bu hocalar sayesinde gençlere bu sazların sevdirileceğine inanıyorum.

Dost Beykoz Gazete resmi 6 kemence

Beykoz’da sedef sanatını yaygınlaştırmayı düşünüyor musunuz?

Biz ilk önce kendi zeminimizi, düzenimizi dört dörtlük bir hale getirelim ki, bizim o zaman ancak bir takım projeleri ön plana çıkartabiliriz. Şimdilik hazırlık aşamasındayız. Kendimizce bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Sedefkârlık sadece sazla sınırlı olan bir sanat dalı değil. Benim kendime ait yapmış olduğum Rahle, Osmanlı taburesi, mücevher kutuları, resim çerçeveleri gibi eserlerim var. Mesela onarılması gereken nalınlar var. Bizde bu nalınları tekrar ihya ederek onarabilirsek ne mutlu bize…

Dost Beykoz Gazete resmi 8

Oğlunuzla birlikte bu sanatın sürmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz?

Kesinlikle. Ülkemizde malum Topkapı Müzesi gibi Dolmabahçe Sarayı gibi muhteşem sedefli eserlerin olduğu, hele hele İstanbul gibi bir kültür merkezinde yine sedefli eşyaların var olduğunu düşünürsek, Topkapı Sarayında ve Dolmabahçe Sarayında tamir atölyeleri var ancak tabii onlar kendi bünyesindeki eşyaların tamirini yapıyor.

Bu yüzden bu eşyaların onarılması ya da yenilerinin üretilmesi için bu işi bilen insanlar olması gerekiyor. Dolayısıyla sanatkâr sayısı çok az… Çünkü bu işin meslek yanı yok malum olan usta çırak ilişkisidir. Kaybolacak el sanatlarının hepsinde bu var zaten. Bizde elimizden geldiğince böyle bir konuda acaba sanata katkımız olabilir mi? Sanata bu yönde faydamız olabilir mi? Düşüncesiyle hareket ederek bu mekânı organize ettik. Yoksa evimin bir kenarında yine hobi olarak devam ederdim.

Hedeflerimiz yeni eşyalar ortaya çıkarmak ama bunun yanı sıra eskiyi de onarmak. Çünkü eskiyi onarmak yenisini yapmaktan daha zordur. Babadan oğul’a bu meslek böyle sürüp gidecek inşallah.

Oğul Serhat Baydar’da baba mesleğine ilgisiz değil.

1980 doğumlu olan Serhat Baydar’da ise baba mesleğini duyduğu ilgiyi, “sanatın içinde olmaktan çok memnunum. Zaten sanattan uzak kalmak bize yabancı kalır… Çünkü ufak yaştan beri babayı böyle izleyip, takip ederken bir şeyler vücuda nüksediyor. Dolayısıyla insanın içinden artık bir şeyleri ele almak geliyor” şeklinde anlatırken, “eski tecrübelere dayanmadan bu işi sürdürmek mümkün değil” diyor

Genç bir isim olarak bu sanata yeni ne gibi bir şey katmak lazım?

Bizim yeni fikirlerimiz ya da düşüncelerimiz eski tecrübelerin üstüne çıkamıyor. Tam tersi biz geri planda kalmış oluyoruz. Bizim de ufak tefek katkılarımız oluyor. Mesela; web sitesi kurum aşamalarında benim çektiğim resimlerle bir şeyler ortaya çıktı.

Uzun vadede bu işi sürdürmeyi düşünüyor musunuz?

Allah ömür verdiği sürece, nefesim yettiği yere kadar benden sonraki nesillere de bu bilgileri aktarmak için mücadele edeceğim.

Dost Beykoz Gazete resmi 9

Sazlara ilgi gösterenler size ulaşabilir mi?

 Tabiî ki ulaşabilirler. Ben bugüne kadar hiçbir sazımı ya da herhangi bir eserimi ücret karşılığında kimseye vermedim. Hediyem oldu ya da dostlarım istedi, o şekilde dağıttım. Hedefimiz muhtelif ağaçlar bularak hepsinde bir desen denemesi yapmak ve ortaya çıkardığımız sazları sergilemek.

Ekonomik anlamda bu işten hiç kazancınız olmadı mı?

 Veli Efendi Musiki Derneği’nde saz çaldım. Yıl boyu haftanın iki günü çalışmalarımız olurdu. Yılda bir kez Atatürk Kültür Merkezinde veya bir üniversite Anfisinde konserimiz olurdu. Konserde biletler eşe dostta satılır o rakamları da bilirsiniz, çok küçük rakamladır. Oradan bir zarf verilir saz heyetine, ben hiçbir zaman o zarfı cebime koymamışımdır. Evladımda yanımda açıp bakmamışımdır al evladım diyerek oğluma vermişimdir. Özetle söylemek gerekirse bu iş para işi değil gönül işidir.

Kapımız herkese açık bizler bilgimizi gizlemiyoruz. Tek hedefimiz bu kapının sürekli açık durmasıdır. Web sitemizden de bizlere ulaşabilirler…

__________________________

22.11.2009 avamhaber.com

SEDEF SANATINI YAŞATMAYA ÇALIŞAN BABA-OĞUL BÜYÜK TAKDİR TOPLUYOR

avamhaber1 Beykozda tutmuş oldukları mütevazı atölyelerinde unutulmaya yüz tutmuş sedef sanatını tüm imkânsızlıklara rağmen yaşatmaya çalışan baba-oğul tanıyanların büyük hayranlık ve takdirini kazanıyor.

Mercek Haber Gazetesi ve www.avamhaber.com olarak kendilerini ziyaret ederek, sedef sanatının tarihi ve incelikleri hakkında sohbet etme imkanı bulduk. Sedef sanatını bugüne kadar ekonomik bir beklenti içerisinde olmadan yaptığını belirten Erdoğan Baydar, bu sanatın yok olmaması için gayret gösterdiğini ifade etti.

 

avamhaber2Bu sanatın en büyük zorluğunun, hammadde bulmakta yaşanan sıkıntılar ve hammadde fiyatlarının yüksekliğinin olduğunu belirten sanatçı, gerekli ilgi ve desteğin sağlanması halinde daha profesyonel olarak bu sanatı icra edebileceklerine vurgu yaptı.

 

“Sedef sanatının günlük hayatta çok sevilen, her türlü estetiğe sahip olmasından dolayı da halka mal olmuş bir sanat olduğunu, öncelikle sarayda başlamış olması, mutfak araç-gereçlerinden, Kur’an-ı Kerim muhafazasına, rahleden kürsüye, taburadan resim çerçevesine kadar bir çok alanda yer bulması bu sanatın önemini göstermektedir” diyen Erdoğan Baydar, sözlerine şöyle devam etti: “Günümüz gençliği bu ve buna benzer sanat dallarına karşı yeterli bilgi ve ilgiye maalesef sahip değildir. Bu sanatın sevdirilmesi ve tanıtılması için yetkili birimlerin daha fazla tanıtıcı etkinliklere yer vermeleri gerekmektedir. Toplumdan yeterli ilgi ve alaka görmemiş olmak, beni asla bu sanatı icra etmekten alıkoymadı.Bu sanatı icra ederken huzur ve mutluluk duyuyorum. Toplumun bu sanata ilgi göstermesi beni daha da mutlu edecek, daha büyük bir şevkle çalışmama vesile olacaktır.”
avamhaber3

Erdoğan Baydar sedef sanatı alanında en büyük arzusunun üniversitelerde bu sanatla ilgili bir kürsünün kurulması olduğunu belirterek, ancak bu yolla bu sanatın gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabileceğini ifade etti.

Mercekhaber ve avamhaber.com olarak sedef sanatının duayenlerinden biri olan Erdoğan Baydar ve oğlu Serhat Baydar ile icra ettikleri “sedef” sanatını tanımaktan ve değerli okurlarımıza tanıtacak olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz!

 

Gerçek sanat ve sanatçılara verilen önemin son derece yetersiz olduğu günümüzde, Kültür Bakanlığı’nın ve belediyelerin sanat faaliyetleri çerçevesinde unutulmaya yüz tutmuş sedef sanatına gerekli ilgi ve alakayı göstereceklerine inanıyoruz.

__________________________

 



 

 

BİZ KİMİZ

BİZ KİMİZ

Türk Musikisi enstrumanı olan Klasik Kemençe ve Türk el sanatı olan sedefçiliğe olan ilgimizi ve calışmalarımızı sanat sever dostlarımız ile paylaşmak üzere Sedefhane atölyemizde faaliyetlerimize devam etmekteyiz.
TEZGAHIMIZ
Osmanlı' dan günümüze kaybolmaya yüz tutmus Türk el sanatı olan Sedefçilikte kullanılan eski bezeme malzemelerini Sedefhane atölyemizde vizyonuna uygun şekilde uygulamaktayız.
ESERLERİMİZ
Osmanlı döneminden bugüne rağbet gören Klasik eserleri yaşatmak ve gün ışığına çıkartmak Sedefhane atölyemizde misyonumuz olarak devam etmekteyiz.

Sedefhane Diyarına Katılmak İçin..

Bizimle irtibata geçin, sanatı ustasından dinleyin...