SEDEF

Sedef’in sözlük anlamı ; pek çok deniz kabuğunda bulunan ve sedefçilikte kullanılan sert,beyaz,gökkuşağı renkleri havi parıltılı maddedir.

Sedef birçok yumuşakça kabuğunun iç tabakasıdır.Bu hayvanların örtenek epitelyumunca salgılanır,ince lev hacıklar halinde üst üste birikir.Ana hammeddesi Fosfor ve Calsium (kireç) karışımızdan oluşan sedef denilen deniz kabuklarının bulunduğu yerin deniz suyu terkibi ve tabiat şartlarına göre ya gelişir büyür veya minik kalır lar.Binlerce çeşit deniz kabukları arasında sedef özelliğine haiz olan deniz kabukları diyebileceğimiz türler yedi sekiz civarındadır.Bu sedefli deniz kabukları işlemeye,biçim verilmeye elverişli oldukları için çeşitli yerlerde, bazen de kabukların üzerleri temizlenerek olduğu gibi süs eşyası olarak kullanılır.

Sedef,arusek,çöp,beyaz,taş sedef olmak üzere çeşitlenir. sedef arusek (4)Bir cinsi gümüş ,beyaz renkte çift kabuk halinde inci yetiştiren ,bir başkası büyük bir salyangoz şeklinde,yine gökkuşağı renklerini havi godviç (deniz kulağı) denilen kenarları muntazam delikli ve hayli büyük olanları vardır.Beyaz sedef,çift kabuklu ve daha düzdür.Hakim renk beyaz olmasına karşın ışığa göre yeşil,sarı,pembe ve açık mavi,tonları üzerinde görebilmek mümkündür.Arusek sedef salyangoz şeklindedir açık pembe, mavi, yeşil tonlarını üzerinde görebilmek mümkündür.Çöp sedef koyu renkli, daha çok meneviş ve desen taşır.Taş sedef ise, beyaz sedefin daha az mat’tır.Bu sedef türü Şam ve Eser-i İstanbul işlerinin yapımında kullanılmıştır.Çürük sedef denilen tür ise pul pul dökülen bir sedef türüdür ve yeşil renk hakimdir.Sedefli deniz kabuğunun bulunduğu bölgeler genelde incinin çıkarıldığı bölgelerdir.Minare dediğimiz türde de sedef özelliğine haiz kabukları bulunmaktadır.Penez adı verilen sedef türü ise arusek’e benzer daha esmer renklidir.Aviculidae cinsinin Pelecypoda sınıfının Pseudolamellibranchiata alt takımının Aviculidae familyasına dahil olanlar en çok Aru adaları,Soo-Loo Archipelago takım adaları,İran körfezi,Queensland, Pana ma koyu,Kızıldeniz,Peral adaları kıyılarında,Ayrıca Avustralya’nın kuzeyi ve doğusu,Güney Pasifik, Tahiti, Pau motu’da Gambler,Navigator adaları,Meksika’nın Büyük Okyanus kıyıları ,Hint Okyanusu, aşağı Kaliforniya ve Madakaskar’da bulunur.Bu cinsin haricinde Nucula,Trigonia ve Nautilus kabukları da sedef özelliğine sahip olanlarıdır.

1580’lerde,Hindistan’da sedef,fildişi ve bağa ile birlikte kullanılmıştır.Müslüman Hint eserlerinde fildişi hakim dir. Biyapur’da yapılan aynı tarihlerde Asar Mahal mabedinin girişi fildişi ile yapılmıştır.1782’lerde Siam’da sedefçiliğe rastlanır. Batı’da,Bizans’da sedef yerine fildişi çalışmalar yapılmıştır.İtalya ve Almanya’da 1760-1770 yılları arasında bazı sanatkarlar tarafından sedef çalışmaları yapılmıştır.Orta Asya Türk eserlerinde sedefin kullanıldığını belli eden somut bilgiler yoktur. Mevcut tarihi eserlerden anlaşılacağı üzere bu güzel sanatın Selçuk mimarisinden miras kalarak Fatih devrinden bu yana devam ettiğini gösterir. Süsleme sanatı ile ilgili ilk Osmanlı örnekleri ; Edirne’de II. Beyazıt Camii ve Balıkesir’de bulunan Zağanos Paşa Camii kapı kanatları gösterilebilinir.

sedef arusek (6)SEDEFÇİLİKTE BEZEME MALZEMELERİ

Sedef,fildişi,bağa,kemik,gümüş ve altın sedefkarlıkta kullanılan malzemelerdir.Bu malzemelerin hepsi bezeme, süsleme malzemeleri diye adlandırılır.Bağa; denizde yaşayan büyük deniz kaplumbağalarının sırtından elde edilen bir hammaddedir.Bu madde tırnaksı bir yapıda olup, ısıyla yumuşatılır, istenilen forma getirilir.Bağanın açık ve koyu sarı, kahve, kızıl kahverengi, menevişli estetik yapıda malzemelerdir.Motif çalışmalarında bağanın alt kısmına altın varak yapıştırılarak kullanılır.Fildişi, sert dokulu bir malzemedir.Muhtelif ahşap ve diğer malze melerden hazırlanan filetolar da sedefçilikte kullanılan süsleme malzemesidir.Ahşap olarak, bu süsleme malzeme lerini iyi gösterecek olan ağaç türleri ; abanoz, pelesenk, ceviz ve maun gibi ağaç türleridir.

OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE SEDEFÇİLİK

Osmanlı döneminde rağbet gören sedefkarlık örnekleri olarak; Kur’an mahfazaları,saltanat kayıkları,her türlü silah kabzaları,hattat hokka takımı,kavukluk,nalın,kürsü,tütün tabakası,rahle,tabure,camii minberi,kapı ve pence re kanatları, sandukalarda ve daha bir çok kullanılan eşyalar üzerinde sedefi görmek mümkündür. Fatih Sultan Mehmed Han’ın cenaze töreninden bahsedilirken, tabut’unun som sedeften yapılmış olduğu ifade edilmektedir. 15. yüzyılda Topkapı Sarayında abanoz ve sedef işi öğreten atölyeler olduğu ve burada sedefçilik öğretildiği kaydedilmiştir.

XVI. ve XVII. yüzyıllarda, sedefli eşya kullanımı en güzel örneklerini vermiş çağlardır.sedef arusek III.Murad’ın Ayasofya Camii haziresindeki türbesinin kapı kanatlarına Dalgıç Ahmed Ağa;Sultanahmet Camii’nin pencere ve cümle kapısı kanatlarına da Mimar Mehmed Ağa ve Sinan Ağa,Hayretin Ağa ve Davut Ağa gibi diğer ünlü ustalar tarafından sedef kakmalı eşyalar yapılmıştır. Evliya Çelebi, VI. Murad devri sedefkârlarından bahsederken şöyle diyor:” dükkân 100, nefer 500 ‘ dür.. Pirleri Şuayb-i Hindi’dir ‘’.

Türk sedefçiliği ile ilgili makalede XVII.Yüzyıl sedefkarlarının Vefa‘da Kanuni Sultan Süleyman hayratında çalıştıklarını ve sedefkarbaşı’nında burada olduğu bilinmektedir.Sedefkârlık sanatında son iki ışığın parladığını görüyoruz:Sultan II.Abdülhamid ve Sedefkâr Vasıf Sedef Hoca, esaslı bir “ince marangoz” olan II.Abdulha mid, Yıldız Sarayı’nda kurduğu Sedefhane’de kendisi de bizzat çalışarak latif eserler vermiştir. Vasıf Hoca 1876 Beşiktaş doğumlu bir sanatkâr, Mekteb-i Bahriye’nin Marangoz ve Oymacılık Bölümü’nden 22 yaşında mülazım (teğmen) rütbesiyle mezun olmuş,1912 yılında,yani 36 yaşındayken binbaşı rütbesiyle emekliye ayrılarak Beşik taş’ta açtığı atölyesinde çalışmaya başlamıştır.Türk sedefkârlığının tarihine geçen en son “mükemmel” eseri, Vasıf Sedef’in yaptığı,Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi’ndeki kapılardır.1936 yılında Güzel Sanatlar Akade misi’ndeki Şark Tezyinatı Şubesi’nde bir “Sedefkarlık kürsüsü” kurulmuş ve Vasıf Sedef bu kürsünün öğretim üyeliğine getirilmiş,1940 Nisan ayının ilk haftasında vazifesinin başında,kürsüsünde vefat etmiştir.Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetlerde bulunan Bağdat köşkünden ilham alarak yaptığı kapı örnek gösterilebilinir.

‘’Sedefçilik sanatı bugün ortadan kayıp olmuş vaziytte;zaman,ihtiyaç ve zevklerin değişmesi bu güzel sanatın ölümünün başlıca sebebidir.Bugün birkaç sedefçi ustası vardır ki;bunlar da bazı eşya tamirleri ile uğraşmakta dır.Güzel sanatlarda açılan sedefçilik kürsüsünde vasıf hocanın ölümü üzerine yüzüstü kalmıştır.Az bir zaman sonra yeni bir şey yapamayacağımız gibi, eskilerini de onaracak bir sedefkar bulamayacağımızdan korkmalıyız’’ diyen Sn. İsmail Ünal gerçekten de yerinde bir kanaata varmış,bu güzel sanatın unutulmasıyla ülkemizde sedef çiliğin kaybolacağını üzülerek uyarmıştır .

O yıllardan sonra günümüze baktığımızda sanatın devam ettirilmesine yönelik,her türlü zor ve güç koşullara rağmen,bu güzel sanatın yok olmaması adına sanata gönül veren ve hizmet eden günümüz sedefkarlarına müte şekkiriz.

sedef arusek (8)

Tagged with →  
Share →